Hindistanlı sokak sanatçısı Pradyumna Kumar Mahanandia, İsveçli Charlotte von Schedvin karşısına oturduğunda hayatının aşkına baktığını henüz bilmiyordu. Sadece 10 dakika süren bu ilk karşılaşma, Pradyumna'yı sevdiği kadına kavuşmak için 10 bin kilometrelik bir bisiklet yolculuğuna çıkaracaktı.
20 yaşındaki Charlotte, arkadaşlarıyla birkaç haftalığına Hindistan'a gitmişti. 17 Aralık 1975'te Yeni Delhi'de portresini çizdirmek için sanat öğrencisi Pradyumna'nın karşısına oturdu. Çok yoksul bir aileden gelen Pradyumna, eğitim masraflarını karşılayabilmek için akşamları turistlerin portrelerini çiziyordu.
Karşısına oturan uzun sarı saçlı kadın, sanatçının heyecanlanmasına neden oldu. Titreyerek çizime başlarken "Çok güzel, umarım resimde güzelliğinin hakkını verebilirim" diye düşündü. Daha önce çok sayıda portre çizmişti ancak hiçbirinde bu kadar gerilmemişti.
Kehanet gerçeğe dönüştü
Pradyumna'nın Charlotte'a ilk sorusu "Mayıs ayında mı doğdun, Boğa burcu musun?" oldu. Yanıt "Evet"ti. Pradyumna'nın aklında o anda bir kehanet canlandı. Doğduğunda babası eve bir astrolog çağırmış ve çocuğunun geleceğini öğrenmek istemişti. Astrolog, Pradyumna'nın eşinin yabancı bir ülkeden olacağını, boğa burcu olacağını söylemişti.
Pradyumna'nın astroloğun kehanetlerini hatırlamasıyla sıradan bir sohbet, birlikte olmalarının kader olduğuna dair inanca dönüştü. Charlotte, boğa burcuydu, ailesinden miras kalmış ormanlık arazileri vardı ve piyano çalıyordu. Pradyumna ona "Buluşmamız göklerde yazılıydı. Sen benim eşim olacaksın" dedi. Charlotte yıllar sonra bu sözlerin ardından hayatında ilk kez aklının değil kalbinin sesini dinlemeye karar verdiğini anlatacaktı.
Hindistan'da üç hafta, ardından ayrılık
Tanışmalarından iki hafta sonra Charlotte, Pradyumna'nın Hindistan'ın doğusundaki köyüne gitti. Üç gün üç gece süren yolculuğun ardından köye vardığında evine dönmüş gibi hissetti. Köyde Pradyumna'nın babasını ziyaret edip evlilikleri için onay aldılar. Köy yakınlarındaki UNESCO Miras Listesi'ndeki 13. yüzyıldan kalma Konark Güneş Tapınağı'nı gördüklerinde ise gözlerine inanamadı; bu tapınağın fotoğrafı odasında asılıydı ama nerede olduğunu bilmiyordu.
Hindistan'da geçirdiği üç haftanın sonunda Charlotte İsveç'e döndü. Ailesi önce müzik eğitimini tamamlamasını istedi. Pradyumna da Yeni Delhi'de bursla sanat okumaya başladı. Aylarca mektuplaştılar. Ancak Pradyumna'nın daha fazla sabrı kalmadı ve Hindistan'dan İsveç'e gitmeye karar verdi.
İkinci el bisikletle bin kilometreler
Pradyumna'nın planı; Hindistan, Pakistan, Afganistan, İran ve Türkiye üzerinden Avrupa'ya ulaşmaktı. Dağları ve çölleri aşması gereken bu yol için ikinci el bisikletine güveniyordu. Masraflarını yolda karşılaştığı kişilerin portrelerini çizerek karşılayacaktı.
Yolda hem iyi hem kötü sürprizler bekliyordu:
- Portresini çizdiği bir adam, iki aşığı buluşturma isteğiyle onu Afganistan'a götürecek uçak biletini aldı
- Afganistan çölünde bisiklet sürerken kaza yapan Avusturyalı gezgin Linea'ya rastladı; onu hastaneye taşıdı ve günlerce refakat etti
- İstanbul'daki postanede İstanbul-Viyana tren bileti eline geçti; Linea teşekkür olarak ona bunu göndermişti
Kendini sevmeyi öğrendi
Pradyumna, Hindistan'da Dalit sınıfına mensuptu. Tarihsel olarak kast sisteminin en alt basamağında yer alan, "dokunulmazlar" olarak adlandırılan bu topluluk ciddi ayrımcılıkla karşılaşıyordu. Okulda diğer çocuklarla oynamasına izin verilmezdi. Hatta ineklerin girdiği bir tapınağa bile alınmazdı.
Dört aydan fazla süren zorlu bisiklet yolculuğu, Pradyumna'nın bu travmayı atlatmasında belirleyici rol oynadı. Çünkü tanımadığı insanlar ona dokundu, sarıldı; kasaba ve köylerde yaşayanlar evlerini açtı, yemeklerini paylaştı. Bu deneyim onun kendini sevmeye başlamasını sağladı.
50 yıldır birlikteler
Pradyumna, Mayıs 1977'de Charlotte'ın İsveç'in güneyindeki ormanlık alandaki evinin kapısını çaldı. O zamandan beri yaklaşık 50 yıldır birlikteler ve iki çocukları var. Birlikte Dalitlerin toplum içindeki konumlarının iyileştirilmesi için faaliyetler yürütüyorlar.
Büyük aşklarının hikayesi bugünlerde Oscar ödüllü yönetmen Orlando von Einsiedel'in çektiği "Cycle of Love" adlı belgeselle yeniden gündemde.