Piyasaların Özüne Dönüşü: KKM Bakiyesi Azalmaya Devam Ediyor
Devlet destekli kur korumalı hesapların (KKM) cazibesi azalırken, bireyler tasarruflarını piyasa koşullarına göre değerlendirmeye yöneliyor. Sektör verileri, kredi hacmindeki büyümeye paralel bir likidite normalleşmesini yansıtıyor.
Bireysel segmente bakıldığında, tüketicilerin kendi tercihleriyle hareket ettiği görülüyor. Tüketici kredileri 18 milyar lira civarında büyüyerek 3,4 trilyon lira sınırına dayandı. Büyümenin ağırlıklı olarak ihtiyaç kredileri tarafında yaşanması, hane halklarının finansman ihtiyaçlarını piyasa koşullarında karşıladığını gösteriyor. Kredi kartı alacaklarının da yüzde 2 civarında artarak 3,3 trilyon liraya ulaşması, bireysel harcamalardaki canlılığın ve bankacılık ürünleriyle olan etkileşimin sürdüğünü doğruluyor.
Ticari taraf ise biraz daha temkinli bir tablo çiziyor. Taksitli ticari kredilerde 15 milyar liranın üzerinde bir daralma yaşanması, işletmelerin yatırım kararlarında daha seçici davrandığını veya finansman tercihlerini yeniden şekillendirdiğini düşündürebilir. Bununla birlikte, bankacılık sektörünün toplam mevduatındaki belirgin düşüş, likiditenin sistemden farklı kanallara aktığını veya nakit tutma eğiliminin değiştiğini işaret edebilir.
Sektörün sağlığını gösteren kritik bir veri olan takipteki alacaklardaki artış ise dikkatli bir izlemeyi gerektiriyor. 18 milyar liranın üzerine çıkan bu kalem, büyüme odaklı politikaların beraberinde getirebileceği risklere karşı bankaların ve regülatörlerin tetikte olması gerektiğini hatırlatıyor. Toplam alacakların yüzde 75'i civarının karşılıklarla teminat altına alınmış olması ise bir güvence unsuru olarak öne çıkıyor.
Son olarak, bireysel finansal tercihlerde devletin sunduğu korumalı enstrümanlara olan ilginin azaldığı görülüyor. Kur Korumalı Mevduat (KKM) hesaplarının toplam bakiyesi, son haftada 8 milyon lira gibi sembolik düzeyde bir azalışla 236 milyon liranın altına geriledi. Bu trend, tasarruf sahiplerinin daha şeffaf ve piyasa odaklı yatırım araçlarını tercih etmeye başladığının somut bir göstergesi. Bireylerin finansal kararlarında devlet güvencesinden ziyade risk-getiri dengesini ve piyasa fırsatlarını öne çıkarması, ekonominin sağlıklı bir Normalleşme sürecine girdiğinin en güçlü ipuçlarından biri olarak yorumlanabilir.