4 Ekim Dünya Hayvanları Koruma Günü: Kimi koruyor, kimi yok ediyoruz?

Ali Yılmaz Ali Yılmaz | | 3 dk okuma (598 kelime)
4 Ekim Dünya Hayvanları Koruma Günü: Kimi koruyor, kimi yok ediyoruz?
4 Ekim Dünya Hayvanları Koruma Günü öncesinde, hayvanları gerçekten koruyup korumadığımız sorgulanıyor. Sokak hayvanlarından yaban life ve çiftlik hayvanlarına kadar geniş bir bakış açısı sunan önemli değerlendirmeler.

4 Ekim Dünya Hayvanları Koruma Günü yaklaşırken, hayvanları korumak konusunda toplumda kalıcı bir soru öne çıkıyor: Biz gerçekten hayvanları mı koruyoruz, yoksa yalnızca bize yakın olan hayvanları mı? Hayvanları korumak deyince çoğumuzun aklına evdeki kedi ve köpek geliyor; ancak bu dar bir bakış açısıdır.

4 Ekim'in tarihi yaklaşık bir asır öncesine dayanıyor. Alman hayvan koruma savunucusu Heinrich Zimmermann'ın 1925 yılında başlattığı farkındalık çalışmaları, 1931 yılında 4 Ekim'in Hayvanları Koruma Günü olarak resmen kabul edilmesiyle sonuçlandı.

Yıllar içinde insanlığın hayvanlara bakışı ciddi biçimde evrildi. Bir zamanlar hayvanların acı çekmediği, düşünemediği ve duygularının olmadığı ileri sürülüyordu. Bugün ise hayvanların ağrı, korku ve stres yaşayabildiğini biliyoruz. 1965 yılında yayımlanan Brambell Raporu da hayvan refahının temel ilkelerini ortaya koydu. Yani sorun yalnızca "hayvanı yaşatmak" değil; nasıl yaşattığımızdır.

ÇÖZÜM ÖLDÜRMEK OLAMAZ

Türkiye'nin bugün karşılaştığı önemli sorunlardan biri sahipsiz köpeklerin kontrolsüz çoğalmasıdır. Bu sorunu görmezden gelmek de çözüm değildir. Sokakta yaşayan hayvanlar açlık, hastalık, trafik kazaları ve kötü muamele gibi risklerle boğuşmaktadır. İnsanlar açısından da trafik kazaları, ısırılmalar, çevre kirliliği ve bazı zoonotik hastalıklar sorun oluşturabilmektedir. Ancak bir sorunun varlığı, her yöntemin çözüm olarak kabul edilmesini gerektirmez.

Resmi açıklamalara göre Türkiye'deki sahipsiz köpek popülasyonu, mükerrer kayıtların ayıklanmasının ardından yaklaşık 1 milyon 250 bin olarak hesaplanmaktadır. Yine resmi açıklamalarda sokaklardaki hayvanların yüzde 97 ila yüzde 99.2'sinin toplandığı ifade edilmiştir.

Kamu kurumlarının açıkladığı verilere göre Türkiye genelindeki bakımevi kapasitesinin yaklaşık 200 bin ile 400 bin arasında olduğu bilgisi bulunmaktadır.

Bu veriler birlikte değerlendirildiğinde önemli bir soru ortaya çıkıyor:

  • Toplandığı ifade edilen hayvanların tamamı bugün nerede ve hangi koşullarda bulunmaktadır?
  • Kaçı bakımevlerinde, kaçı doğal yaşam alanlarında?
  • Kaçı sahiplendirildi, kaçı kısırlaştırıldı ve aşılandı?
  • Ötanazi uygulanan hayvanların sayısı nedir?

Bunlar toplumun bilmek isteyebileceği meşru sorulardır. Çünkü bir hayvanı gözümüzün önünden kaldırmak ile onu korumak aynı şey değildir.

POPÜLASYON KONTROLÜ NASIL SAĞLANIR?

Dünya geçmişte sahipsiz hayvan sorununu toplu öldürme yöntemleriyle çözmeye çalıştı. Ancak zaman içinde bu yöntemlerin kalıcı bir popülasyon kontrolü sağlamadığı görüldü. Bugün bilimsel yaklaşım, bir dizi yöntemin birlikte yürütülmesini gerektiriyor:

  • Kısırlaştırma
  • Aşılama
  • Kayıt ve izleme
  • Sahiplendirme
  • Terklerin önlenmesi
  • Sorumlu hayvan sahipliği
  • Etkin denetim

Bir hayvanı ortadan kaldırmak, popülasyonun üreme dinamiğini ortadan kaldırmaz. Bu nedenle sahipsiz hayvanların kontrolsüz çoğalmasının çözümü; toplu öldürme değil, bilimsel, insancıl ve sürdürülebilir popülasyon yönetimidir.

KENDİ ÜRETTİĞİMİZİ YOK ETMEK

Burada daha büyük bir çelişki yatıyor. İnsan nüfusu büyürken evcilleştirdiğimiz kedi ve köpeklerin sayısı da arttı. Buna karşılık doğal yaşam alanlarında yaşayan birçok yaban hayvanının popülasyonu ciddi biçimde azaldı. Kurtlar, aslanlar, büyük kediler ve diğer yırtıcılar; yaşam alanlarının daralması, avcılık ve insan baskısı nedeniyle geçmişe göre çok daha küçük popülasyonlara geriledi.

Bir tarafta doğadaki hayvanların yaşam alanlarını daraltıyoruz. Diğer tarafta kendi yaşam alanlarımızda çoğalttığımız hayvanların sayısını kontrol edemiyor, sonra da ortaya çıkan soruna çözüm arıyoruz. Bu çelişkiyi görmeden hayvanları korumaktan söz edebilir miyiz?

Anadolu, binlerce yıldır zengin bir yaban yaşamına ev sahipliği yaptı. Anadolu parsı, yaban eşeği, ceylan, dağ keçisi, sırtlan, boz ayı ve akbaba gibi birçok tür insan baskısından, habitat kaybından ve çevresel değişimlerden etkilendi. Bazıları artık geçmişin hikâyesi, bazıları ise hâlâ korunmayı bekliyor.

Bu nedenle 4 Ekim'de yalnızca sokaktaki köpeği değil; ormandaki kurdu, dağdaki keçiyi, gökyüzündeki akbabayı, bozkırdaki ceylanı da konuşmalıyız. Çünkü hayvanları korumak, yalnızca insanların sevdiği hayvanları korumak değildir.

ÇİFTLİK HAYVANLARI UNUTULMASIN

Sığırdan koyuna, keçiden tavuğa ve ata kadar pek çok hayvandan yararlanıyoruz. Etinden, sütünden, yumurtasından ve emeğinden faydalandığımız hayvanların da yaşamları boyunca refah içinde olmalarını sağlamak zorundayız. Temiz suya erişim, uygun barınma, hastalıklardan korunma ve gereksiz ağrı ile stresten uzak yaşam koşulları hayvan refahının temel unsurlarıdır.

Hayvan refahı yalnızca kedi ve köpeklerin refahı değildir. 4 Ekim bize hayvanlarla kurduğumuz ilişkinin sorumluluğunu hatırlatmalı. Sokak hayvanlarının kontrolsüz çoğalmasını bilimsel yöntemlerle önlemeli, yaban hayatının yaşam alanlarını korumalıyız ve çiftlik hayvanlarının refahını sağlamalıyız.

Çünkü hayvanları korumak, yalnızca onların yaşamını değil; onların yaşadığı dünyayı ve dolayısıyla kendi geleceğimizi korumaktır.

Dr. Gülay Ertürk - Veteriner Hekimler Derneği Genel Başkanı

Ali Yılmaz - Vera Haber Gazetesi
Ali Yılmaz Gündem & Politika Şefi

Ankara ve Türkiye gündemi, parlamento kulisleri ve siyasal analizler üzerine 15 yılı aşkın deneyime sahip kıdemli gazeteci.

Yazar Profili & Tüm Yazıları

4 Ekim Dünya Hayvanları Koruma Günü: Kimi koruyor, kimi yok ediyoruz?

Kronolojik Akış (2 Gelişme)
İlk Haber / Başlangıç Şu An Okunan Haber
4 Ekim Dünya Hayvanları Koruma Günü: Kimi koruyor, kimi yok ediyoruz?

4 Ekim Dünya Hayvanları Koruma Günü öncesinde, hayvanları gerçekten koruyup korumadığımız sorgulanıyor. Sokak hayvanlarından yaban life ve çiftlik hayvanlarına kadar geniş bir bakış açısı sunan önemli değerlendirmeler.

4 Ekim Dünya Hayvanları Koruma Günü: Kimi koruyor, kimi yok ediyoruz?
Gelişme #2
4 Ekim Dünya Hayvanları Koruma Günü'nde 'Katliam Yasası'na Büyük Tepki

Türkiye'nin dört bir yanında hayvanseverler meydanları doldurdu, sokak hayvanlarının katledildiğini öne sürdükleri düzenlemenin iptalini istedi.

4 Ekim Dünya Hayvanları Koruma Günü'nde 'Katliam Yasası'na Büyük Tepki

Bağlantılı Gelişmeler & Benzer Haberler

Özel Seçki

Yorumlar (0)