Hocaların hocası İoanna Kuçuradi, 90. doğum gününe iki gün kala aramızdan ayrıldı. Felsefenin, eğitimin, insan haklarının ve vicdanın kraliçesi olarak bilinen Kuçuradi'nin vefatı, Türkiye'de ve dünyada büyük bir boşluk bıraktı.
Kuçuradi, felsefeyi yalnızca teorilerle sınırlı tutmadı; onu insanın var olmasına hizmet eden bir rehber olarak ele aldı. Tepelerdeki anıtsal fildişi kulesinden indirip hayata sokan, felsefe disipliniyle edebiyat ve sanat arasında köprüler kuran, aradaki duvarları yıktığı isim olarak anıldı.
Onun öncülük ettiği felsefe bölümleri, Türkiye'nin akademik yaşamında derin izler bıraktı. Hacettepe, Maltepe ve Koç üniversitelerinde kurduğu felsefe bölümlerinin yanı sıra Türkiye Felsefe Derneği, Uluslararası Felsefe Federasyonu, Paris ve Viyana uluslararası felsefe enstitüleri gibi pek çok kurumda görev aldı. Bu başarılardan çok, insan olduğu için bu yolda yürümüştü.
Çağımızın Antigone'si
Kuçuradi'yi tanıyan onu çağımızın Antigone'si olarak tarif ediyordu. Antigone'nin vicdanının sesini dinleyerek zorbalığa karşı dik duruşu gibi, o da insana verilen değeri her koşulda savundu. Akademisyenliğiyle yetinmeyen Kuçuradi, yazdığı kitapları, verdiği dersleri ve yetiştirdiği öğrencileri sadece akademik kariyer için değil, güncel yaşantımıza yerleştirmek için gerçekleştirdi. Bu yüzden bu kadar çok insana dokunabildi.
İnsan Onurunun Savunucusu
Kuçuradi'ye göre insan, değer ürettiği için değerliydi. İnsan olmaya verdiği önem sonsuzdu. Okullarda felsefe, sanat ve etik öğretilirse 20 yıl sonra ahlaklı bir Türkiye'ye kavuşulacağını savunurdu. Ülkesinin geçmiş acılarını bilen ve omuzlarında taşıyan Kuçuradi, ilkokuldan başlayarak çocuklara "insanlaşma eğitimi" verilmesini talep ediyordu.
Ona göre insan onurunun korunması, her türlü düşünce ve eylemin temel amacı olmalıydı.
Düşünmeyi ve Sorgulamayı Öğretti
İoanna Kuçuradi, derslerine girmemiş olanlara bile çok şey öğretti. Sözleri elden ele, yürekten yüreğe dolaşırdı. Yaşanan hukuksuzluğun bir ahlaksızlık olduğunu vurgular, düşünme ve sorgulamanın müthiş bir erdem olduğunu hissettirirdi.
Başlıca ilkeleri şöyle özetlenebilir:
- Düşünceye düşünceyle karşı çıkılır, cezayla değil.
- İyilik çıkar için değil, insan olduğumuz için yapılır.
- Sevmediğimiz, karşı olduğumuz insanların da insan haklarını savunmalıyız.
- Fikirler saygı konusu değildir, insanlar saygı konusudur. Fikirler değerlendirme konusudur.
Çağdaşı Olmak Bir Onurdu
Bir okulda onun öğrencisi olmasa bile, okunan her satırda ve yapılan her buluşmada çok şey öğrenilen Kuçuradi, bilgelikle zarafeti aynı anda barındıran bir bilim insanıydı. İlk buluşmaları 1970'li yıllarda gerçekleşti. Sanat Dergisi ekibiyle tanışmalarını sağlayan kişi, Kuçuradi'nin ünlü öğrencilerinden Füsun Akatlı'ydı.
12 Eylül darbesinden sonra insanlığa, vicdana ve insan haklarına daha çok ihtiyaç duyulduğunu fark eden kuşak, onunla daha sık buluşur oldu. Onu yakından tanıdıkça alçakgönüllülüğüne hayran kalmamak ve söylediklerini içselleştirmemek imkânsızdı.
Son Buluşma ve Son Armağan
Kuçuradi, PEN Yazarlar Derneği'nin onur üyesiydi. Bir diğer yazarın dernek başkanı seçilirken onu ilk tebrik edenlerdendi. Sayısız sivil toplum kuruluşunun buluşmalarında bir araya geldiklerinde ona doyulmazdı.
Son kez 12 Ocak 2024'te bir araya geldiler. Maltepe Belediyesi'nin düzenlediği törende "Cumhuriyetin Aydınlık Yüzü Ödülü" 20 kişiye veriliyordu; Kuçuradi'den Sunay Akın'a kadar çeşitli disiplinlerden isimler ödüllendirilmişti.
Törende "20 kişi değiliz, yalnız değiliz. Atatürk'ün akıl ve bilim yolundan ilerleyen, geriye değil ileri bakan her Türkiye vatandaşı Cumuriyetin aydınlık yüzüdür" diyen bir ödül sahibine Kuçuradi sımsıkı sarılıp iki yanağından öptü. Bu, onun verdiği son armağandı.
Sevgili İoanna Kuçuradi'ye: bize verdiğin ışığı hiç ama hiç söndürmeyeceğiz.