Anadolu, antik çağda felsefe ve bilim açısından dünyanın en gelişmiş bölgelerinden biri olarak öne çıkmış olmasına rağmen, bugünkü Türkiye bu alanda dünyanın en geri kalmış ülkeleri arasında yer alıyor. Tarihsel derinlikle bugünkü tablo arasındaki bu çarpıcı fark, ülkenin felsefi mirasını yeniden düşünmemizi zorunlu kılıyor.
Antik çağda söylenceden akıl yürütmeye geçişteki ilk büyük sıçrama, Anadolu'nun Miletos kentinde yaşanmıştır. Thales, Anaksimandros ve Anaksimenes gibi doğa filozofları, evrenin temel kaynağını doğaüstü güçlerle değil, doğanın kendi sınırları içinde açıklayarak çağdaş düşüncenin temellerini atmışlardır.
Antik Çağda Anadolu'dan Çıkan Büyük İsimler
Anadolu toprakları, felsefe ve bilim tarihine onlarca önemli isim kazandırmıştır. Aralarında öne çıkanlar şunlardır:
- Atomcu kuramın öncülerinden Leukippos Miletosludur.
- Değişimci kuramın öncüsü Herakleitos Efesosludur.
- Matematikçi Pitagoras, deneyimci akımın kurucusu Epikuros ve güneş merkezli kuramı ilk kez ortaya atan astronom Aristarkhos Samosludur.
- Modern tıbbın kurucusu Hippokrates Kosludur.
- Modern tarih biliminin kurucusu Herodotos Halikarnassosludur.
- Kinik akımın öncüsü Diogenes Sinopelidir.
- Stoacı akımın öncülerinden Kleanthes Assosludur, Krisippos ise Solilidir.
- Antik dönemin en önemli astronomlarından Eudoksos Knidosludur; büyük filozof Aristoteles bir dönem Assosta yaşamıştır.
- Atina'da felsefi ve bilimsel çalışmaları başlatan Anaksagoras Klazomenailidir.
Teokrasi Çağı: 1600 Yıllık Durgunluk
Bizans ve Osmanlı dönemlerinde felsefe ve bilim, teokrasinin vurduğu ağır darbeyle çökmüştür. Antik çağ aydınlanmasının yerini dinsel hurafeler, safsatalar ve dogmalar almıştır. Bu iki imparatorluk boyunca yaklaşık 1600 yıl süresince özgün bir kuram geliştirmiş tek bir filozof ya da bilim insanı çıkmamıştır.
Mustafa Kemal Atatürk'ün öncülüğündeki devrimlerle monarşik, teokratik ve feodal yapının yıkılmasından sonra Anadolu için yeni bir fırsat penceresi açılmıştır. Cumhuriyet döneminde felsefe alanında en azından sağlam bir altyapı geliştirilmiştir.
Cumhuriyet Döneminde Felsefi Hattın Taşıyıcıları
Bu kapıyı aralayan ilk isimler arasında Takiyettin Mengüşoğlu, Nusret Hızır, Hilmi Ziya Ülken ve Macit Gökberk yer alır. Onları izleyen nesilde Nermi Uygur ve Bedia Akarsu gibi filozoflar bulunur. Daha sonra ise Teo Grünberg, Afşar Timuçin, Arda Denkel, Uluğ Nutku, Doğan Özlem, Oruç Aruoba ve Bilge Karasu gibi isimler bu meşaleyi devralmıştır.
İoanna Kuçuradi'ye Veda
Geçen hafta sonu, Türkiye'de felsefenin gelişmesine en büyük katkılarından birini yapan İoanna Kuçuradi'yi kaybettik. 1970'li yılların sonunda profesörlük unvanını alan Kuçuradi, Hacettepe Üniversitesi Felsefe Bölümü'nün ve Türkiye Felsefe Kurumu Derneği'nin kuruluşuna öncülük etti.
Kuçuradi binlerce öğrenci yetiştirdi; yetiştirdiği öğrencilerin birçoğu üniversitelerde öğretim üyesi oldu. Ayrıca birçok önemli filozofun eserlerinin Türkçeye çevrilmesini sağlayarak Türk düşünce hayatına büyük bir katkı sundu.
Yazdığı eserlerle de felsefenin ve başlıca filozofların Türkiye'de tanınmasında belirleyici rol oynayan Kuçuradi'nin kitapları arasında şunlar yer alır:
- Adaletin Gerektirdiği Hukuk
- İnsan Hakları Kavramları ve Sorunları
- Etik
- Schopenhauer ve İnsan
- Nietzsche ve İnsan
- Çağın Olayları Arasında
- Sanata Felsefeyle Bakmak
- Barışın Felsefesi
- İnsan ve Değerleri
- Ahlak, Etik ve Etikler
Kuçuradi, felsefeyi yaşamdan kopuk soyut bir alan olarak görmemiştir. Felsefeyle pratik sorunlar arasındaki bağları ısrarla ortaya koymuş; güncel sorunların yüzeysel yaklaşımlarla değil, felsefeyle çözülebileceğini sık sık vurgulamıştır. Değerlerden ve bu değerleri aktaran kavramlardan bağımsız biçimde yaşam sorunlarının çözülemeyeceğini belirterek ahlak felsefesinin önemini öne çıkarmıştır.
Platon, Aristoteles, Spinoza, Leibniz, Hume, Kant, Nietzsche ve Schopenhauer gibi filozofların eylem, özgür irade, ahlak, erdem ve adalet konularındaki kuramlarının Türkiye'de anlaşılması için büyük bir mücadele vermiştir. Onun vefatı, Türkiye'nin felsefi mirasında derin bir boşluk bırakmıştır.