Yapay Zekâ Üzerine Son Kez: Ne İnkâr Ne Panik

Ali Yılmaz Ali Yılmaz | | 3 dk okuma (542 kelime)
Yapay Zekâ Üzerine Son Kez: Ne İnkâr Ne Panik
YZ teknolojisinin yarattığı finansal riskler, insanlığın geleceğine dair kaygılar ve sosyolojik boyutları kapsamlı bir bakışla değerlendiriliyor.

Geçmişte YZ teknolojisinin getirdiği finansal riskleri ve insanlığın bekasına ilişkin kaygıları tartışan yorumlar kaleme alınmış, bu yazının amacı ise hem bu yorumları genel olarak değerlendirmek hem de YZ'nin sosyolojik boyutu üzerine derinlemesine düşünmek.

NE İNKÂR NE PANİK

Yapay zekânın babası olarak kabul edilen Nobel ödüllü Prof. Geoffrey Hinton, dikkat çekici bir tespit yapıyor: "İnsanlar somut tehditleri görebiliyorlar ama YZ'nin insanlığı tehdit eden soyut özellikleri gibi olguları kavramakta zorlanıyorlar. Ben bile duygusal düzeyde riskleri anlamakta zorluk çekiyorum" diyor. Gerçekten de YZ, geçmiş teknolojilerden temelde farklı bir yapı arz ediyor.

Nükleer bomba kitle imha aracıdır; ancak kendi kendini geliştiremez, yeni bombalar yalnızca insanlar tarafından üretilir ve kullanılma kararı yine insanlara aittir. YZ ise kendini geliştirme ve yeni modeller yaratma potansiyeline sahiptir. Karşısına konan sorunlar ne kadar zorlaşırsa o kadar hızlı geliştiği düşünüldüğünde bu potansiyelin gerçeklik kazanması yakın bir ihtimal olarak öne çıkıyor. Bu aşamada büyük bir zekâ patlaması bekleniyor.

Bunun yanında YZ'nin sonsuz sayıda kopyalanabilen "ajan" modelleri geliştirmesiyle öğrenme hızı da büyük ölçüde arttı. İnsan beyinlerindeki nöron bağlantıları hâlâ en gelişmiş YZ modelinkinden çok daha fazla; ancak öğrenme ve paylaşma alanında YZ'nin hızla büyüyen bir avantajı bulunuyor. İnsanın öğrenme ve öğrendiklerini konuşarak, yazarak paylaşma süreci yavaş ilerlerken, YZ ajanları öğrendiklerini anında kendi aralarında paylaşabiliyor. Biri bir kitabı birkaç dakikada okuyup okuduklarını saniyeler içinde diğer ajanlarla aktarabiliyor. Bunu 180'den fazla dilde gerçekleştirebildiğini de unutmamak gerekiyor.

YZ'nin insanlık için yaratabileceği felaketleri sağlıklı biçimde değerlendirmek zor; ancak ünlü ekonomist Keynes'in 3. kuşaktan yeğeni Soumaya Keynes'in konuya ilişkin notları bu süreçte yol gösterici olabilir. Özetle şu tespitler öne çıkıyor:

  • Makinelerin gelişmesinin kolayca durdurulabileceğini sanan kesim aşırı rahat davranıyor, diğerleri ise YZ'nin insanlığı yok etmesinin kaçınılmaz olduğu görüşünde.
  • Öncelikle "felaket" kavramının açık biçimde tanımlanması gerekiyor. Milyonlarca insanın hayatını kaybetmesi, insanlığın tamamen yok olması anlamına gelmiyor. Geride kalanların zamanla daha iyi bir toplum inşa etme olasılığı da var.
  • Bilişsel önyargılar, sık ve çarpıcı biçimde tehditleri olduğundan daha büyük gösterebiliyor.
  • Kişisel olarak zarar görmeyeceğini düşünenler ise tehlikeyi küçümseme eğilimine giriyor.
  • YZ, kesin olasılıklarla değerlendirilebilecek bir kumar değildir. Kurallar, ihtimaller ve senaryolar henüz belirsizdir.
  • Bu nedenle belirsizliği kabul etmek, önyargıları sorgulamak ve kurumların hazırlık düzeyini geliştirmek büyük önem taşıyor.

BELİRSİZLİKLER VE OLASILIKLAR

Belirsizlikler ve olasılıklar iki temel yaklaşım etrafında gelişiyor. Bu iki yaklaşımı Microsoft AI'ın CEO'su Mustafa Süleyman şöyle tanımlıyor:

  • Birinci yaklaşım: YZ'yi yeni bir alet olarak değil, evrimin yeni bir aşaması olarak görüyor. İnsanlık, bu yeni canlı türü için yalnızca bir biyolojik önyükleyici. Bu perspektif, haklarından ve özgürlüklerinden söz edilmesi gereken yeni bir "silikon canlı" türünün doğmakta olduğunu savunuyor.
  • İkinci yaklaşım: Süleyman kendini bu safa koyuyor. "Türcü bir yaklaşım" olarak YZ'nin varlığının insanın varlığına tabi olması gerektiğini, antropomorfizmin (YZ'yi insanmış gibi görme) çok yanlış olduğunu belirtiyor.

Her iki yaklaşım da "hızlandırmacı" nitelikte. Birincisi süreci serbest bırakmaktan yana; ikincisi ise durdurmaktansa denetim çabalarını hızlandırmaktan yana. Bir de güçlü bir etken var: YZ gelişebilmek için giderek artan oranda kaynak tüketiyor. Büyük kârlar umuduyla milyarlarca dolar YZ alanına akıyor. Diğer bir deyişle; bu iki yaklaşımdan hangisinin egemen olacağına sermaye ilişkisi karar verecek gibi görünüyor.

Birinci yaklaşım egemen olursa insanlık, muazzam bir hafızası, dil kullanma, hesap yapma, öğrenme ve örgütlenme kapasitesi olan bir "varlıkla" gezegeni paylaşmak zorunda kalacak. Evrim teorisi ve insanlık tarihi, uyum sağlama ve rekabet kapasitesi düşük türlerin zamanla yok olduğunu söylüyor. YZ'yi sermayenin elinden alacak bir güç ise henüz ortada yok.

Ali Yılmaz - Vera Haber Gazetesi
Ali Yılmaz Gündem & Politika Şefi

Ankara ve Türkiye gündemi, parlamento kulisleri ve siyasal analizler üzerine 15 yılı aşkın deneyime sahip kıdemli gazeteci.

Yazar Profili & Tüm Yazıları

Yapay zekaya trilyonluk yatırım dalgası: Getiri beklentiyi karşılayacak mı?

Kronolojik Akış (2 Gelişme)
İlk Haber / Başlangıç
Yapay zekaya trilyonluk yatırım dalgası: Getiri beklentiyi karşılayacak mı?

Yapay zeka altyapısına yönelik harcamaların 2050 yılına kadar 30 trilyon doları aşması bekleniyor. Ekonomistler, yatırımların geri dönüş takvimi ile sahadaki verimlilik artışı arasındaki uyumsuzluk nedeniyle endişeli.

Yapay zekaya trilyonluk yatırım dalgası: Getiri beklentiyi karşılayacak mı?
Gelişme #2 Şu An Okunan Haber
Yapay Zekâ Üzerine Son Kez: Ne İnkâr Ne Panik

YZ teknolojisinin yarattığı finansal riskler, insanlığın geleceğine dair kaygılar ve sosyolojik boyutları kapsamlı bir bakışla değerlendiriliyor.

Yapay Zekâ Üzerine Son Kez: Ne İnkâr Ne Panik

Bağlantılı Gelişmeler & Benzer Haberler

Özel Seçki

Yorumlar (0)