Arter'in üçüncü katında ziyarete açılan "Sonra yok. Sonrası şimdi." adlı grup sergisi, dünyanın sonunun çoktan geldiği görüşünden yola çıkarak gezegenimizin ekolojik ve politik gerçeklerine eğiliyor. Sergi, kıyameti tek seferlik bir olay değil, içinde yaşadığımız ve sürekli yeniden üretilen bir durum olarak değerlendiriyor.
Serginin düzenleyiciliğini Delfin Öğütoğulları üstleniyor. Can Altay, Halil Altındere, Thomas Bayrle, Nermin Er, Ceal Floyer, Alison Knowles, Jarotsaw Koztowski, Alicja Kwade, Nicholas Mangan, Olaf Metzel, Nam June Paik, Gerhard Richter, James Richards, Gerhard Rühm, Necla Rüzgar, Hrair Sarkissian, Sin Wai Kin, Amikam Toren, Nasan Tur ve Wolf Vostell gibi isimlerin yapıtları sergide bir araya geliyor.
TRAJİK, SİNEMATİK VE ABSÜRT BİR "SON"
Sergi, gezegen olarak Dünya'nın değil, onu ayakta tutan mekanizmalarıyla kurguladığımız dünyanın sonuna ilişkin imgeleri odağına alıyor. Felaket senaryolarının arkasındaki küresel güçler - radyasyon, küresel ısınma, hidrokarbonlar ve plastikler - serginin temel temalarını oluşturuyor.
Adını Cormac McCarthy'nin "Yol" romanından alan sergi, kıyameti tekil ve sonlu bir olay olarak ele almak yerine, dünyanın tükenen gerçekliğinin koşullarını ısrarla sorguluyor. Arter Koleksiyonu'ndan yapıtları bir araya getiren sergi, "son"un trajik, sinematik ve çoğu zaman absürt ayırtılarını irdeliyor.
SİSTEMİN MANİPÜLASYONU ODAĞA ALINIYOR
Serginin hemen hemen tüm yapıtları medya ve iletişim araçlarıyla bağlantılı. Bu tercihin nedenini açıklayan Düzenleyici Delfin Öğütoğulları, manipülasyonun bireysel değil, çok daha büyük bir yerden gelen ve neredeyse görünmez bir şekilde gelişen sistemler tarafından yapıldığını vurguluyor:
"Örneğin apokaliptik bir filmin en başında bir haber spikeri görürüz ve 'Meteor geliyor' der. O yüzden de bir haber spikeri tekrarımız var sergide. Sinematik bakışa da bir gönderme var."
ÖNE ÇIKAN YAPITLAR
Serginin dikkat çeken yapıtlarından biri Necla Rüzgar'ın "Tanrının Kuşları" yerleştirmesi. Her biri farklı boyanmış bin adet gerçek boyutlu serçe figüründen oluşan yapıt, gökyüzünden temizlenmiş gibi görünen, yere düşmüş ve dağılmış serçeler yaratıyor. Yapıt, insan müdahalesinin biyoçeşitlilik üzerindeki yıkıcı etkisini doğrudan yansıtıyor.
- Olaf Metzel'in "Trennen Mithören" adlı yapıtı, duvara yığılmış telefonlar, telefon terminalleri ve mikrofonlardan oluşuyor. Almanca başlık hem bağlantıyı kesmeye hem de gizlice dinlemeye atıfta bulunarak dijital kontrol altında yaşamayı ve gerçeklikten koparılmayı irdeliyor.
- Jarotsaw Koztowski'nin "Köpürenler Dışındaki Her Şey Vızıldıyor" yerleştirmesinde, medya araçlarında kullanılan sözcükler yirmi adet LED panel içinde durmaksızın yenileniyor. Bu aşırı kullanım yoluyla dilin içinin boşaltılmasına, manipülasyon amacıyla kullanıldığında inandırıcı yapısının hem gerçekliği hem de algıyı saptırabildiğine dikkat çekiliyor.
Kıyamet düşüncesinin nasıl manipüle edildiğini, medyatikleştirildiğini ve sürekli yenilenen söylemlerini ele alan sergi, ekolojik yıkım ve gerçeklikten kopuş gibi temalar üzerinden ziyaretçilerine güçlü bir düşünme alanı sunuyor.