Telefonu bıraktıktan kısa bir süre sonra yeniden kontrol etme isteğinin arkasında, beynin öğrenmiş olduğu ödül döngüsü, merak duygusu, dopamin sistemi ve dikkat mekanizmalarının birlikte çalışması yatıyor. Klinik Psikolog Ayşe Sena Sarıdoğan Öztürk, bu davranışın zamanla otomatikleşebileceğine dikkat çekiyor.
Özellikle sosyal medya uygulamalarının mesaj, haber, video ve beğeni gibi değişken ödüller sunduğunu belirten Öztürk, şöyle konuşuyor: "Telefonu kontrol ettiğimizde hoşumuza giden bir şeyle karşılaşabileceğimiz düşüncesi veya 'Acaba bir şey oldu mu?' merakı, bu davranışın tekrarlanmasına neden olabiliyor."
Problemli kullanımın belirtileri
Telefonu sık kontrol etme davranışının hangi noktada problemli kullanıma dönüştüğünü değerlendiren Öztürk, dikkat edilmesi gereken durumları şöyle sıralıyor:
- İhtiyaç duyulmadığı halde otomatik olarak telefona bakılması
- Kısa süreli bir kontrolün uzun süreli kullanıma dönüşmesi
- Telefondan uzak kalındığında belirgin huzursuzluk yaşanması
- Telefonla vakit geçirmek için uyku saatinin sürekli ertelenmesi
"Bir dakika bakacağım" derken süre uzayabiliyor
Bir mesaj veya e-postayı kontrol etmek için telefona bakıldığında planlanandan çok daha uzun süre telefonda kalınması, davranış üzerindeki kontrolün azalmasıyla ilişkili olabiliyor. Ödül sistemi sayesinde bu davranış zamanla otomatikleşebiliyor ve kontrol etmeyi sürdürmek giderek zorlaşıyor.
Sık telefon kontrolü dikkat bölünmesine yol açabilir
Etkisi herkeste aynı olmamakla birlikte, sık telefon kontrolü daha fazla dikkat bölünmesine neden olabiliyor. Özellikle zihinsel emek isteyen işlerde karşılaşılabilecek sorunlar şunlar:
- Daha fazla hata yapma
- İş bitirme süresinin uzaması
- İşlerin sık yarıda bırakılması
- Unutkanlık hissi
- İşe başlamanın zorlaşması
Gece telefon kullanımı uyku hijyenini bozabilir
Yatmadan önce telefon kullanımının uyku düzeni ve kalitesi üzerinde ciddi etkileri olabildiğine dikkat çeken Öztürk, ekran ışığına özellikle mavi ağırlıklı ışığa maruz kalmanın melatonin artışını ve uyku hazırlık sürecini olumsuz yönde etkileyebileceğini vurguluyor. Beyin bu sinyali henüz gündüz olarak algılayabildiği için uyku hijyeninin bozulma ihtimali artıyor.
Çocuğa "telefonu bırak" demekle yetinmemek gerekiyor
Ebeveynlerin çocuklarının telefon kullanımını sınırlandırırken ani ve açıklamasız yasaklardan kaçınması gerektiğini belirten Öztürk, bu konuda şu önerileri paylaşıyor:
- Ani ve açıklamasız yasaklar işe yaramayabilir; çocuk nedenini anlamadığında durumu bir güç savaşına dönüştürebilir.
- Yemeği veya ödevi bitirdiğinde telefonu ödül olarak vermek, telefonu çocuk için daha cazip hale getirebilir.
- Çocuğa telefonu bırakması söylenirken ebeveynin de kendi telefonunu bırakması büyük önem taşıyor.
- Ağlama krizi sırasında konulan sınırı çiğnemek ve ek süre vermekten kaçınılmalı.
- Telefon süresinin bitmek üzere olduğunu birkaç dakika önceden haber vermek, geçişi kolaylaştırabilir.