Düzenli olarak tüketilen tereyağının yerini zeytinyağının almasının, kardiyovasküler hastalıklara ve kansere bağlı ölüm riskini anlamlı biçimde düşürdüğü belirlendi. Uzun yıllar süren geniş kapsamlı incelemeler, yağ tüketiminde yalnızca miktarın değil türünün de kritik bir rol oynadığını gözler önüne seriyor.
Sağlık ve beslenme alanında yürütülen uzun soluklu araştırmalar, tüketilen yağın miktarından ziyade kimyasal yapısının ve türünün hayati önem taşıdığını ortaya koydu. On binlerce katılımcının onlarca yıl boyunca izlendiği çalışmalar, günlük beslenme rutininde yapılan küçük bir değişikliğin uzun vadeli sağlık sonuçlarına doğrudan yansıdığını gösteriyor.
30 yılı aşan takip verileri
Araştırma kapsamında başlangıçta kanser veya kardiyovasküler rahatsızlığı bulunmayan yaklaşık 90.000 yetişkinden oluşan iki büyük kohort grubu 28 yıl boyunca izlendi. Elde edilen veriler, 2025 yılında yayımlanan ve 221.000'den fazla yetişkini 33 yıla varan süreyle takip eden bir başka geniş kapsamlı çalışmayla da doğrulandı.
Risk oranlarında belirgin düşüş
Araştırma sonuçlarına göre; günde yaklaşık 10 gram tereyağı, margarin, mayonez veya süt yağının eşit miktarda zeytinyağı ya da bitkisel yağlarla değiştirilmesi durumunda şu gelişmeler kaydediliyor:
- Kardiyovasküler hastalık kaynaklı ölüm riski %19 azalıyor
- Kanser kaynaklı ölüm riski %17 düşüyor
- Genel ölüm oranı %17 geriliyor
Veriler, olumlu etkilerin gözlemlenmesi için yüksek miktarda tüketim gerekmediğini; günde en az yarım yemek kaşığı zeytinyağı kullanımının dahi kardiyovasküler riski düşürmede etkili olduğunu gösteriyor.
Yağ türlerinin kimyasal farkı
Uzmanlar, tereyağı ile zeytinyağı arasındaki bu etki farkını yağların kimyasal bileşimine bağlıyor:
- Tereyağı: Kötü kolesterol (LDL) seviyelerini yükseltme ve damar tıkanıklığına yol açma riski bulunan doymuş yağlar açısından zengindir.
- Zeytinyağı: Kardiyovasküler sistemi koruyucu nitelikteki doymamış yağlar açısından zengindir.
Öte yandan, zeytinyağının temel unsurlarından biri olduğu Akdeniz diyetini inceleyen klinik çalışmalarda da majör kardiyovasküler olay riskinde yaklaşık %30'luk bir azalma tespit edildiği bildirildi.